2026AçıklamalarımızManşet

Okul Saldırıları Sadece Okulda Başlayan ve Okulda Biten Bir Mesele Değildir

Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan ve 16 öğrenci ve öğretmenin yaralandığı saldırının acısını yaşarken Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda gerçekleşen sekizi öğrenci ve biri öğretmen olmak üzere dokuz canımızı daha yitirdiğimiz bir katliamla sarsıldık. İnsanı dehşete düşüren bu elim saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Kaygımız odur ki dünyada benzer örneklerini gördüğümüz bu vahşetin devamı gelebilir, çocuklarımızı ve gençlerimizi yitirdiğimiz bu karanlık başka evlatlarımızı da yutabilir. Çünkü biliyoruz ki okul saldırılarının birçok boyutu vardır ve böylesi bir acıyı yaşatabilecek örneklerin ortaya çıkışı, toplumsal dokunun, siyasal ve iktisadi ortamın bunu üretebilecek hâle geldiğinin göstergesidir. Bizi tedirgin eden de geleceğimiz adına endişelendiren de bu ihtimaldir. Eskiden olmazken bugün yaşanması, üzerinde uzunca düşünmemiz gereken bir meseledir.

Geldiğimiz noktada okullarımız, “kamu yararına” beklenen kurumsal rolünü yerine getirememektedir. Piyasa temelli rekabet ve tüketim kültürünün kuşattığı her alan kâr uğruna talan edilirken kamusal yaşam ve gündelik hayat anlamsızlığın ve değersizliğin uçurumuna doğru sürüklenmektedir. Toplumun çözüldüğü bir vasatta okullar da işlevini kaybetmiş; bireyin insanlaşmasına ve sosyalleşmesine değil, piyasa ekonomisi için sertifikalandırılmasına hizmet eder hâle gelmiştir. İnsanlık gibi gençlik de inançların, ideallerin, erdemlerin ve etik değerlerin kıymetinden habersiz, anlık ve ucuz haz nesneleriyle oyalanırken sosyal, duygusal ve bilişsel yetilerini kaybetmiş vaziyettedir. Savaşların, yoksulluğun, evsizliğin, işsizliğin, sosyal güvencesizliğin ve eşitsizliklerin hüküm sürdüğü bir zamanda gençlik, geleceğe hiç olmadığı kadar karamsar, kötümser ve sinik bakmaktadır.

Geldiğimiz noktada ergenlik gibi hayatlarının en kritik evrelerindeki gençlerimiz her türlü bağımlılığa ve şiddete açık hâldeler, karanlık bir gelecek algısının tesiri altındalar! Bu evrede kişisel, ailevî ve çevresel faktörler de koruyucu ve destekleyici rol oynamıyorsa riskler daha da artıyor. Tüm bu büyük boşluğu kalabalık nüfusuyla, öğrencilerin gelişimsel ihtiyaçlarına cevap vermeyecek ruhsuz binalarıyla, niteliksiz müfredatlarıyla, sınav merkezli rekabetçi eğitim anlayışıyla mâlul okulların doldurması ise olası görünmüyor. Eğitim sistemindeki çöküşe, kimlik ve anlam kaybına; kuralları belirsiz kötü bir piyasayı, keyfîliğin ve kuralsızlığın domine ettiği siyasal ortamı, dayanışmanın yerini ayrışmanın ve çatışmanın aldığı sosyal iklimi, cezasızlığın teşvik ettiği şiddetin prestij ve artı değer kattığı sokak kültürünü, süflî emelleri yücelten dijital mecraları eklediğinizde gençlik için tekinsiz bir ortam kendiliğinden şekillenmiş oluyor. Bu vasatın yozlaşma ve şiddet üretmesi ise kaçınılmaz!

Okul saldırılarının fâillerinin bireysel hikayelerine, psikolojilerine ve onları katile dönüştüren süreçlere odaklanarak bu trajedinin sahnelendiği sistemin ne hâlde olduğunu gözden kaçırmayalım. Bu saldırılar sadece okulda başlayan ve okulda biten bir mesele değildir; o yüzden dehşetiyle sarsıldığımız bu olayların okullarda güvenlik tedbirleri alınmasıyla engellenebileceğini düşünmek yanılsamadır. Sorun daha derindedir, çözüm de daha temelde aranmalıdır. Okulların ve şiddete yönelmiş gençlerin neden bu hâlde olduğu sorusu, ülkenin ve dünyanın ne halde olduğu sorusundan ayrı düşünülmemelidir.

Okullarımızda yaşanan bu katliamlara duyduğumuz öfke ve acı, bizi geçici tesellilere ve tedbirlere razı etmemelidir. Güvenlik kamerası, metal dedektör ve nöbet sistemiyle bu yarayı kapatmaya çalışmak, sadece dumanı dağıtmaktan ibarettir; gerçekten ihtiyacımız olansa bu büyük yangını söndürmek ve bir yenisinin daha yaşanmasına mâni olmaktır.  Eğitimde asıl görev; okulları piyasanın değil kamu yararının kurumlarına dönüştürmek, gençliğin anlam, aidiyet ve gelecek inşa edebildiği bir toplumsal iklimi oluşturmaktır. Bunun için talep etmek, sorgulamak ve hesap sormak hem hakkımız hem sorumluluğumuzdur. Çocuklarımızın canını korumak ve adil, özgür ve insanca bir dünyada yaşama hakkını savunmak hepimizin borcudur.

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Bir yanıt yazın