2026AçıklamalarımızManşet

Eğitimde “Ben Yaptım Oldu” Dayatmasına, Öğretmeni “Ucuz İş Gücü” Gören Zihniyete Hayır!

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ve paydaşların itirazlarına kulak tıkanarak yürürlüğe konulan “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” ile “Öğretmenlik Mesleği Kanunu” uygulamaları, eğitim emekçileri için sürdürülebilir bir çalışma ortamını imkânsız hale getirmiştir. Eğitim İlke-Sen olarak; öğretmeni nesneleştiren, emeği değersizleştiren ve liyakati “güvenlik soruşturması” kılıfıyla boğan bu düzenlemeleri tümüyle reddediyoruz.

Sahadaki yangını görmezden gelen Bakanlık bürokrasisine, hazırladıkları yönetmeliğin ne anlama geldiğini madde madde açıklıyoruz:

  1. MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ: DİPLOMA GASPI VE UCUZ İŞ GÜCÜ TUZAĞIDIR!

Bakanlığın “nitelik artırma” kılıfıyla sunduğu Millî Eğitim Akademisi, gerçekte diplomaları geçersiz kılan bir bariyerdir. 7528 sayılı kanun kapsamında kurulan Akademi, eğitim fakültesi mezunlarını 3 dönem, alan fakülte mezunlarını 4 dönem (yaklaşık 1.5 yıl) sürecek bir “hazırlık” sürecine tabi tutmaktadır.

Akademi süresince adaylara, 2025 verilerine göre yaklaşık 23.310 TL gibi açlık sınırının altında bir ücret reva görülmektedir. Bu süreçte adaylar “memur” sayılmamakta, emekliliğe esas hizmet süreleri işlememektedir. Genç meslektaşlarımız 1.5 yıl boyunca “stajyer” adı altında ucuz iş gücü olarak kullanılmaktadır. Bu uygulama açık bir emek sömürüsüdür!

“Akademi”yi bitirmek de yetmemekte; mezunlar 3 yıl boyunca “sözleşmeli” statüde çalıştırılarak güvencesiz bırakılmaktadır. Biz bu “eleme ve oyalama” sistemini reddediyoruz! Üniversite diploması, mesleği icra etmek için yeterli hukukî belgedir. Bütün bu oyalayıcı aşamalar atama belirsizliği endişesini kalıcı hâl getirmekte ve dolaylı bir itaat amaçlanmaktadır.

  1. 12 YIL KURALI VE NORM FAZLASI ATAMALAR, MODERN SÜRGÜNÜN ADIDIR!

Yeni yönetmelikle getirilen “aynı okulda en fazla 12 yıl çalışma” kuralı ve norm kadro fazlası öğretmenlerin re’sen (zorla) atanması uygulaması, öğretmenlerin yerleşik düzenine açılmış bir savaştır.

İlçe Grupları Tuzağı: Norm fazlası öğretmenler artık sadece kendi ilçelerinde değil; kilometrelerce uzaktaki “ilçe gruplarında” hatta “il genelinde” boş bulunan okullara rızaları dışında atanabilecektir. Özellikle İstanbul, Ankara gibi metropollerde bu uygulama, öğretmenin evinden 60-70 km uzağa sürülmesi anlamına gelmektedir.

Aile Birliğine Darbe: “Eş durumu ve aile birliği” mazeretleri, “idarî ihtiyaç” gerekçesiyle ikinci plâna atılmıştır. Yönetmelik, öğretmeni bir “rakam”, ailesini ise “teferruat” olarak görmektedir.

  1. GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI İLE 28 ŞUBAT’IN “FİŞLEME” RÛHU GERİ DÖNMÜŞTÜR!

7315 sayılı kanuna dayandırılarak yapılan güvenlik soruşturmaları, masumiyet karinesini yok saymaktadır. Mahkeme kararı olmaksızın, istihbarat birimlerinin “olgusal verileri” veya “iltisak” iddiaları üzerinden öğretmen adaylarının elenmesi, hukukun değil, itaati amaçlayan bir mantığın ürünüdür.

Eğitim İlke-Sen olarak açıkça ilan ediyoruz:

Suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmayan hiç kimse, idarî kararlarla ekmeğinden edilemez! Bu uygulama, yandaş kadrolaşmanın ve muhalifleri tasfiye etmenin yasal kılıfıdır!

  1. PROJE OKULLARI: BAKANIN “ARKA BAHÇESİ” DEĞİLDİR!

“Proje Okulları”na yönetici ve öğretmen atamaları, hiçbir objektif kritere (sınav, puan vb.) dayanmadan tamamen Bakanlık inisiyatifiyle yapılmaktadır. Bu okullar, sendikal veya siyasi yakınlığı olanların ödüllendirildiği, liyakatli eğitimcilerin ise kapıdan çevrildiği birer “kadrolaşma merkezi”ne dönüştürülmüştür.

  1. KARİYER BASAMAKLARI, ÖĞRETMENLER ODASINDAKİ BARIŞI HEDEF ALMAKTADIR!

Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddeleri iptal etmesine rağmen “Uzman” ve “Başöğretmen” ayrımı üzerinden yürütülen maaş politikası, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldırmıştır. Aynı sınıfa giren, aynı müfredatı işleyen öğretmenler arasında maaş uçurumu yaratan bu sistem, öğretmeni “sınav odaklı” hâle getirmekte, dayanışma rûhunu yok etmektedir.

EĞİTİM İLKE-SEN olarak taleplerimiz nettir:

Zorlu koşullarda çalışan eğitim emekçileri çok yönlü olarak desteklenmeli ve kariyer basamakları ayrımı dayatması olmaksızın bütün halkımızla beraber insan haysiyetine yaraşır ekonomik ve sosyal haklara ulaşmalarının önündeki engellerle mücadele edilmelidir.

Bütün kademelerde liyakat esas alınmalı, iş ve işlemlerde keyfîliğe derhâl son verilmelidir. Herkes bilmelidir ki eğitim emekçilerini itibarsızlaştıran, eğitimciyi bürokratik vesayet altına alan bu düzenlemelere karşı hukûkî ve fiilî mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Bir yanıt yazın