2026AçıklamalarımızManşet

Irmak Öğretmeni Hayattan Kopartan Liyakatsizlik ve Mobbing Faillerinden Hesap Sorulmalıdır!

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki meslektaşımız Irmak Koparan’ın evinde ölü bulunması, sıradan bir adli vak’a veya basit bir “şüpheli ölüm” olarak geçiştirilemez. Eğitim İlke-Sen olarak soruyoruz: Bu bir intihar mıdır yoksa göz göre göre gelen, idari zorbalıkların ve liyakatsizliğin zemin hazırladığı sistemsel bir cinayet midir?

Gencecik bir eğitimcinin hayattan kopuşunun ardında yatan iddialar, Türkiye’deki eğitim sisteminin yönetimsel çürümüşlüğünü, liyakatsiz idarecilerin kurumlardaki derebeylik ve mobbinglerinin nasıl ölümcül bir silaha dönüştüğünü bir kez daha acı bir şekilde yüzümüze çarpmıştır.

Ortada yanıtlanması gereken çok ağır iddialar, karanlıkta bırakılmak istenen çok ciddi gerçekler vardır. Kamuoyu adına ve Irmak öğretmenin aziz hatırası için yetkililere soruyoruz:

Bu karanlığın, gencecik bir öğretmen arkadaşımızı hayattan kopartan sürecin sorumlusu ya da sorumluları kimdir/kimlerdir?

Dilekçeler nerede; kimler tarafından ve neden sümen altı edildi?

Irmak öğretmenin, okul müdürü tarafından şiddete ve mobbinge maruz kaldığına dair verdiği şikâyet dilekçeleri neden ve kimlerin talimatıyla işleme konulmamıştır? Bu dilekçeleri görmezden gelen idareciler, bu trajedinin suç ortağı değil midir?

Müdürü kim koruyor?

Hakkında şiddet ve mobbing iddiası bulunan bir okul müdürü hakkında derhal soruşturma açılıp açığa alınması gerekirken, neden şikayetçi olan mağdur öğretmen cezalandırılmıştır? Bu müdür gücünü liyakatinden mi, yoksa sırtını dayadığı birtakım ilişkiler ağından mı almaktadır?

Sürgün kararındaki vicdansızlık kime ait?

Mazereti bulunduğu için ilçe merkezine görevlendirilen genç bir kadın öğretmen, müdürle yaşadığı sorunların hemen ardından neden apar topar, 50 kilometre uzaklıktaki dağ köyüne geri gönderilmiştir? Bu “sürgün”, öğretmeni istifaya veya umutsuzluğa zorlamak için kurulan bir mobbing tezgâhı mıdır?

Barınma ve yaşam hakkı neden gasp edildi?

Atandığı okulun lojmanında başkasının kalmasına göz yuman, öğretmeni her gün 50 kilometre yol gitmeye mahkûm eden ve ağır ekonomik şartlar altında ezen ilçe ve il milli eğitim müdürlüğü yetkilileri, bu çaresizlik tablosundan hiç mi utanmamaktadır?

Liyakatsiz yönetimler ve mobbing sarmalı, benzer tutumlar, benzer sonuçlar doğurur!

Millî Eğitim Bakanlığı’na açıkça sesleniyoruz: Liyakat ilkesi ayaklar altına alınarak sadece “Bizden olsun!” mantığıyla yapılan yönetici atamaları, okulları ehliyetsiz yöneticilerin egolarını tatmin ettiği birer baskı merkezine dönüştürmüştür.

Müdürlük koltuğuna liyakatle, bilgiyle, adalet duygusuyla değil; belirli sendikaların veya siyasî odakların referansıyla oturtulan pek çok idareci, kendisini o okulun “sahibi”, öğretmeni ise “tebaası” sanmaktadır! Irmak öğretmenin yaşadığı iddia edilen süreç, bu hastalıklı zihniyetin bir sonucudur. Şikâyet eden öğretmenin sesini kısmak, onu uzaklara sürgün etmek, mobbingle yıldırarak hizaya getirmeye çalışmak, maalesef ki münferit bir olay değil, Bakanlığın göz yumduğu çarpık bir yönetim geleneği hâline gelmiştir.

Uyarıyoruz!

Benzer tutumlar, her zaman benzer sonuçlara yol açar. Dün başka bir meslektaşımız, bugün Irmak öğretmen… Eğer okullardaki bu mobbing düzenine, “benim adamım” kayırmacılığına ve yöneticilerin cezasızlık zırhına derhâl son verilmezse yarın başka canların da yanması, başka hayatların da sönmesi kaçınılmazdır. Psikolojik şiddet, idari zorbalık ve mobbing bir cinayet aletidir; onu kullananlar kadar ona zemin hazırlayanlar da sorumludur.

Eğitim İlke-Sen olarak adalet tesis edilene kadar susmayacağız!

Eğitim İlke-Sen olarak hukukun, adaletin ve liyakatin eğitim sisteminde yeniden tesis edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Irmak Koparan öğretmenin ölümünün ardındaki sis perdesi aralanana, dilekçeleri sümen altı edenler, ona şiddet uygulayanlar ve bu adaletsizliğe göz yuman tüm idari kadro yargı ve kamuoyu önünde hesap verene kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.

Bir meslektaşımızı daha liyakatsizliğin ve mobbingin karanlığına kurban vermeye tahammülümüz kalmamıştır. Bağımsız, şeffaf ve tarafsız bir soruşturmanın derhâl başlatılmasını, olaya adı karışan tüm idarecilerin soruşturmanın selameti açısından görevden el çektirilmesini acilen talep ediyoruz.

Irmak öğretmenin hesabını sormak, bütün öğretmenlerin onurunu ve yaşam hakkını savunmaktır!

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Bir yanıt yazın