2026AçıklamalarımızManşet

Akademiyi İstihbarat Gölgesine Sokacak Kanun Teklifine Hayır!

Öğretmenlerden sonra öğretim elemanlarını da güvenlik soruşturmasına tâbî tutmayı öngören kanun teklifi önümüzdeki günlerde görüşülmek üzere TBMM Genel Kurulu gündemine alındı. Güvenlik soruşturması OHAL döneminde bütün kamu görevlerine girişin genel şartına dönüştürülmüş, bu düzenleme 2019 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. 2021 yılında çıkarılan 7315 sayılı Kanun’la başta gizlilik dereceli birimler ile savunma, güvenlik, istihbarat ve ceza infaz hizmetleri olmak üzere güvenlik soruşturması yeniden düzenlenmiş ancak açıklanabilir hiçbir gerekçe bulunmadığı hâlde kamu kurumlarında çalışacak öğretmenler de kapsama alınmıştı. Şimdi aynı uygulamanın öğretim elemanlarına kadar genişletilmesi plânlanıyor.

Tüm idari kadrolara atanmak için mecbur tutulan arşiv araştırması, adli sicil, aranma, tahdit, kesinleşmiş mahkeme kararları ve soruşturma veya kovuşturmalara yansıyan olgular gibi mevcut resmî kayıtların incelenmesine dayanır. Öte yandan, güvenlik soruşturması ise bunların ötesine geçerek kişinin istihbarat kayıtlarını, “irtibat” veya “iltisak” iddialarını da kapsamakla bundan ayrılır. Dolayısıyla ilgili değişiklikle akademik kadrolara atanma süreçlerinin de kolluk ve istihbarat birimlerinden gelecek kayıt ve değerlendirmelerin belirleyici olacağı bir idari denetime bağlanması tasarlanmaktadır.

Devletin gizli belgelerine erişen veya hassas güvenlik kararlarının uygulanmasında görev alan sınırlı kadrolar bakımından böyle bir inceleme belirli ölçülerde mâkul görülebilirse de öğretmenler açısından gerçek ve somut hiçbir güvenlik ihtiyacından söz edilemeyeceği açıktır. Akademisyenler bakımından ise aynısı geçerli olmakla beraber durum çok daha vahimdir. Akademisyenler görevleri gereği sürekli çeşitli vasıtalarla kamuoyuna fikirlerini açıklarlar. Üstelik, öğretim elemanları diğer kamu görevlilerinin aksine bir kez atanıp ömür boyu aynı kadroda kalmaz. Araştırma görevliliğinden doktor öğretim üyeliğine, doçentliğe ve profesörlüğe geçerken veya üniversite değiştirirken tekrar tekrar yeniden atanırlar. Ayrıca araştırma görevlileri ve doktor öğretim üyeleri de birkaç yıllık periyotlar içinde aynı kadroya yeniden atanarak görevlerine devam ederler.

Dolayısıyla, akademisyenler için güvenlik soruşturmasını zorunlu tutmak, akademisyenleri yalnızca mesleğe ilk girişte değil, meslek hayatlarının tamamı boyunca yaptıkları tüm ilmî ve diğer faaliyetlerde kolluk ve istihbarat kayıtlarına yansıyabilecek araştırmalardan, açıklamalardan ve ilişkilerden kaçınmaya zorlayan kalıcı bir otosansür mekanizması kuracaktır. Mevcut idari koşullarda yöneticilerin önlerine gelen bir iki satırlık olumsuz istihbarat notu karşısında sorumluluk ve inisiyatif almaktan kaçınarak olumsuz karar vermesi ve meseleyi mahkemelere havale etmesinin kuvvetle muhtemel olduğu dikkate alındığında söz konusu uygulamanın ne denli tahripkâr sonuçlara yol açabileceği daha da belirgin hâle gelecektir.

Eğitim İlke-Sen ve Sağlık İlke-Sen olarak akademisyenlerin kadrolara atanmasında güvenlik soruşturmasını gerekli kılan bu yeni düzenlemenin geri çekilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bilimsel ve akademik özgürlük, akademik bilgi üretiminin ve toplumsal sorumlulukların vazgeçilmez unsurudur. Eğitim ve akademiyi istihbarat bürokrasisinin gölgesine sokacak bu düzenlemeden derhâl vazgeçilmelidir!

EĞİTİM İLKE-SEN VE SAĞLIK İLKE-SEN YÖNETİM KURULLARI

Bir yanıt yazın