2026AçıklamalarımızManşet

Tıkanan Tayin Sistemine Kalıcı Çözüm İstiyoruz: Ekonomik Krizin ve Demografik Değişimin Faturası Öğretmenlere Kesilemez!

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki yüz binlerce eğitim emekçisinin kanayan yarası olan “atama ve yer değiştirme sistemi”, bugün gelinen noktada tamamen iflas etmiş, adeta kilitlenmiştir. Mecburî hizmetini tamamlayarak aile birliğini sağlamak veya memleketine dönmek isteyen öğretmenlerimiz ile yıllardır atanma hayali kuran genç meslektaşlarımız, bu sistemsizliğin en büyük mağdurlarıdır.

Eğitim İlke-Sen olarak altını tekrar çiziyoruz: Sistemdeki bu tıkanıklığın sorumlusu tayin isteyen ya da emekli olmayan öğretmenler değil, ekonomik gerçekleri ve ülkenin demografik değişimlerini okuyamayan vizyonsuz plânlamalardır. Bugün tayin sistemini kilitleyen iki temel sorun ve Eğitim İlke-Sen olarak bu sorunlara yönelik acil çözüm taleplerimiz şunlardır:

  1. Emeklilik Bir Hak Olmaktan Çıkmış, Lükse Dönüşmüştür!

Çalışma hayatındaki doğal emeklilik döngüsü, derinleşen ekonomik kriz nedeniyle durma noktasına gelmiştir. Çalışan bir öğretmenin maaşı ile emekli bir öğretmenin aldığı aylık arasındaki uçurum, yıllarca çalışıp emeklilik hakkını kazanmış eğitim emekçilerini haklı olarak emeklilik fikrinden uzaklaştırmaktadır.

Bozuk ekonomi ve eriyen memur emeklisi maaşları nedeniyle meslek hayatlarının son evresindeki öğretmenler, görevlerine devam etmek zorunda kalmaktadır. Bu durum daha çok batı illerinde olmak üzere yeni “norm kadro” açılmasını engellemekte, tayin akışını bıçak gibi kesmekte ve yeni mezun öğretmenlerimizin atanacağı kadroları daraltmaktadır. Eğitim emekçileri, açlık sınırındaki emekli maaşlarına mahkûm edilemez!

  1. Nüfus Düşüşü “Norm Kıyımına” Değil, Nitelik Artışına Gerekçe Olmalıdır!

Sistemi tıkayan ikinci büyük kriz ise demografik daralmadır. Ülke genelinde ve özellikle batı illerinde düşen doğum oranları, öğrenci sayılarının azalmasına ve okullarda sınıfların kapanmasına neden olmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı, kapanan sınıfları bahane ederek norm kadroları silmekte, okullarında yıllarca emek vermiş öğretmenlerimizi bir gecede “norm fazlası” durumuna düşürerek mağdur etmektedir. Batı illeri, hem emekli olamayan kıdemli öğretmenlerimizin mecburî yığılması hem de azalan nüfusla daralan kadrolar nedeniyle bir çifte krizin pençesindedir.

Eğitim İlke-Sen Olarak Çözüm Taleplerimiz:

MEB’in bu düğümü sadece yönetmeliklerdeki puan hesaplarıyla veya öğretmenleri mağdur eden re’sen atamalarla çözmesi mümkün değildir. Makro düzeyde ve öğretmen onuruna yaraşır adımlar derhal atılmalıdır:

* İnsanca Yaşanabilir Emeklilik Şartları Sağlanmalıdır: Öğretmenlerimizin yaşam standartlarını düşürmeden emekli olabilmeleri için emekli aylığı bağlanma oranları acilen “çalışırken alınan maaş” seviyesine yaklaştırılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) bu doğrultuda revize edilmeli, ayrıca emekliliği teşvik edecek tek seferlik “emeklilik teşvik ikramiyeleri” hayata geçirilmelidir.

* Sınıf Mevcutları Düşürülmeli, Norm Fazlası Mağduriyeti Bitirilmelidir: Öğrenci sayısındaki azalma, sınıfları kapatmak ve öğretmenleri norm fazlası yapmak için değil; sınıf mevcutlarını ideal standartlara (15-20 öğrenci) indirmek için tarihî bir fırsat olarak görülmelidir. Bu pedagojik hamle, hem niteliği artıracak hem de eriyen norm kadroları yeniden canlandıracaktır.

* Sürgün Değil, Teşvik Mekanizması Kurulmalıdır: Dezavantajlı bölgelerde görev yapan eğitim emekçilerine tatmin edici lojman imkânları ve yüksek hizmet tazminatları gibi gerçekçi bölgesel teşvikler verilmelidir.

* Yarı Zamanlı Mentörlük Sistemi Getirilmelidir: Öğretmen adaylarının önünü açmak için tam zamanlı norm kadroyu boşaltan kıdemli öğretmenlerimize, yine özlük hakları korunmak sûretiyle “mentör öğretmen” statüsü verilmelidir. Böylece kıdemli öğretmenlerin meslekî tecrübelerinden faydalanmaya devam edilecek, norm kadro problemi büyük oranda çözülecektir.

Eğitim İlke-Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığı’na sesleniyoruz:

Öğretmenleri ekonomik cendereye sıkıştıran, “norm fazlası” diyerek oradan oraya sürükleyen bu çürümüşlüğe itiraz ediyoruz. Günübirlik politikalarla değil; öğretmenin itibarını, refahını ve eğitimin niteliğini merkeze alan kalıcı plânlamalar için derhâl harekete geçilmelidir. Haklı taleplerimiz karşılık bulana kadar, eğitim emekçilerinin gür sesi olmaya devam edeceğiz!

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Bir yanıt yazın