Yeni Sorunlara Neden Olacak Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı Geri Çekilmelidir

TBMM gündemine getirilen Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı, öğretmenlik mesleğinin nitelik ve saygınlığına herhangi bir katkıda bulunamayacağı gibi öğretmenler arasında ayrımlar oluşmasına sebebiyet verecektir.

Teklif ile bazı hususlarda mevcut Milli Eğitim Kanunundan daha geriye gidilecek olması bir yana, birçok önemli hususun sonrasında düzenlenecek yönetmeliklere havale edilmesi; siyasi iktidarın keyfiliğinin daha da belirleyici hale getirilmesi niyetinin beyanıdır.

Ülkenin yakıcı sorunlarına çare aramayanların, atama sürecinde “mülakat” adı altında yürütülen haksızlığı kalıcılaştırma çabası, “aday” öğretmenliğin kaldırılma sürecini belirsiz hale getirmesi ve iş güvencesini iptal etmesi, “kariyer basamağı” gibi birtakım vaatlerin arkasına gizlenen uyarı ya da kademe ilerleme cezası almama gibi koşullarla eğitim emekçileri üzerinde yeni baskı unsurlarını yasal kılıfla dolaşıma sokmak istemesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

Yıllar boyunca tecrübe biriktiren öğretmenlerin birtakım sınavlara tabi tutularak derecelendirilmesi emek ve tecrübeye açık saygısızlıktır.

Kaç yıldır dile getirilen 3600 ek gösterge vaadinin bu tasarıyla bir kez daha gündeme getirilirken tüm eğitim çalışanlarını kapsamaması ve sadece 1. derecedeki öğretmenlerle sınırlandırılması; lâkin bu eksik haliyle dahi uygulamanın 2023 yılına bırakılması, tam bir şark kurnazlığı olsa gerektir!

Öğretmenlerin, öğrencilerin, okulların ve bir bütün hâlinde eğitim sürecinin asıl problemlerine odaklanmak varken sendikalara, öğretmenlere danışılmadan ve yangından mal kaçırırcasına hazırlanan söz konusu tasarı derhâl geri çekilmelidir.

Bu tasarı meslek örgütleri ve asıl muhatabı olan öğretmenler tarafından kabul görmemektedir. Öğretmenlerin ne mesleki haklarını güvence altına almaktadır, ne de sosyal haklarını! Gerçek sorunları teğet geçip yeni sorunlar üretme kabiliyetini fazlasıyla taşıyan tasarının en çok dinamitleyeceği şey çalışma barışı ve mesleğin saygınlığıdır.

Her türlü dayatma ve baskıdan azade, hakikate yelken açan ve emeğin sömürülmediği bir eğitim süreci mümkündür. Bu bütüncül perspektif “ücretli, sözleşmeli, kadrolu ve özelde çalışan” demeden bütün eğitim emekçileri için bir bütün hâlinde gerçekleşecek verim ve adaleti beraberinde getirecektir.

EĞİTİM İLKE-SEN YÖNETİM KURULU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir