Cemil ArslanYazılarımız

Eğitim İlke-Sen niçin var?

Eğitim İlke-Sen; özellikle yeryüzündeki tüm mazlumları, mağdurları, masumları, çaresizleri, ezilenleri, horlananları, ötekileştirilenleri korumak ve kollamak, onlara sahip çıkmak, onları kimsesiz/sahipsiz bırakmamak için var…

“tek tipçi kışla modeli” eğitim sistemine, yasakçılığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe, özgürlüklere pranga vuranlara, yağcılığa, aptallığa, adam kayırmacılığa, iltimasa, torpile, üçkâğıtçılığa, çürümüşlüğe, kokuşmuşluğa, ilkesizliğe, sessizliğe, tepkisizliğe “dur demek” için var…

Eğitim İlke-Sen; sarı sendikacılığa, güdümlü sivil toplum modeline, her türlü sahtekârlığa, yalancılığa, göz boyamaya, “dostlar alışverişte görsün” hoyratlığına kesinlikle karşıdır ve bu tür zihniyetlerle, asalaklarla, algılama biçimleriyle mücadele etmeyi kendine prensip olarak benimser.

Asgari ücretle çalışan, hatta daha düşük ücretle çalışmak mecburiyetinde kalan, sigortasız, sendikasız, insan yerine dahi konulmayan milyonlarca insanın, şehirlerin gecekondu bölgelerinde yaşayan gariban insanların feryadına, onların asla çözülmek istenmeyen sorunlarına çözüm bulmak, reçeteler sunmak, onlarla birlikte var olmak, dirilmek ve ayağa kalkmak için gücümüzün yettiği oranda çalışmalıyız.

İslami/ insani ilkelerimizden taviz vermeden küresel dayatmalara, çaresizliğe, çözümsüzlüğe, her türlü yasaklara, yağmalara, maddi çıkarcılığa, samimiyetsizliğe, ikiyüzlülüğe, insanları acımasızca sömüren evrensel ve yerel güçlere; bankalara, çok uluslu küresel şirketlere, dayatmacı hükümetlere, eşitsiz ve adaletsiz muamelelerde bulunmayı olumsuz davranış olarak görmeyen özel sektör ve devlet yöneticilerine karşı net, kişilikli ve kimlikli “sistematik bir reaksiyon mekanizması” geliştirmeliyiz.

“Ekonomik kalkınma/refah” dışındaki insani talepleri hiçe sayan anlayışlara, maddiyatı kutsallaştıran, maddi ihtiraslarla tabiatı yağmalayan, insan hak ve onurunu ayaklar altına alan, varoşlarda yaşayan insanların çığlığını duymayan hissiyatlara, eğitimdeki imtiyazlı yapıya, paralı eğitime, ezilenleri adam sınıfında dahi görmeyen yaklaşımlara, insani hiçbir vasfı/niteliği bulunmayan kapitalist beklentilere karşı bütün insaf/vicdan sahibi insanlar “örgütlü söylemler ve eylemler” oluşturmalıdırlar.

Devletçi, muhafazakâr, korkak, ürkek, karnından konuşan, ilkelerinden taviz veren, ne yaptığını/yapacağını bilemeyen, dostunu düşmanını fark edemeyen, paylaşma ve yardımlaşma duygusundan yoksun, sokaktaki kimsesiz insanlarla konuşmayı, onlarla empati kurmayı lüzumsuz gören, “anadildeki eğitim” modeline ve her vatandaşın kendi sosyal/siyasal kimliğini özgürce ifade etmesine karşı çıkan şahsiyetsiz, haysiyet ve hassasiyet yoksunu insanlarla hiçbir şekilde birlikte olmamız asla mümkün değildir.

Özetle; eğitimdeki yozlaşmalara, baskılara, dayatmalara, yasaklara, tepeden inme yöntemlere, kapitalist ihtiraslara; sosyal yaşamda “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığını “yaşam felsefesi/ideoloji” olarak benimseyen sözde insan müsveddelerine mücadele etmek, garibanlara, ezilenlere, açlara ve yoksullara sahip çıkmak, hülasa tüm insanlığı kurtaracak “projeler/programlar” geliştirmek mutlaka temel “ilkelerimiz/ideallerimiz” arasında yer almalıdır…

CEMİL ARSLAN

MYK Üyesi